|
YÖRE
DÜĞÜNLERİNİN GELENEKSEL OLARAK KIZ İSTEME VE DÜĞÜNLERİMİZİN
YAPILIŞI
Mardin'de gerek Hıristiyanların gerekse Müslümanların düğünlerinde
benzer bir çok özellik göze çarpaz. Çok uzun bir süredir beraber yaşayan
bu insanların birbirlerinden etkilenmeleri neticesinde benzer gelenek
katmanları oluşmuştur.
Evlilik çağına gelen delikanlıyı evlendirmeye karar veren ailesi, ona
uygun bir eş bulabilme arayışına çıkar. Gelin adayında genellikle şu
hususlar aranır:
Kızın ailesinin kendilerine denk olması şarttır. Kızın bir evi idare
edecek nitelikte çalışkan, görgülü, namuslu, büyüklerine saygılı ve
sevgi yüklü olması gereklidir. Kızla oğlanın daha önce görüşüp
tanışması, evlilik öncesi arkadaşlık veya evlilik hususunda anlaşması
söz konusu değildir. Eskiden sevilen kızın damdan gözetlenmesi zekice
davranan erkeklere has bir davranıştı. Kesinlikle geleneksel
evliliklerde boşanma alternatifi söz konusu değildir. Evlilik kutsallığı
ile, iyi ve kötü günde sevinci ve kederiyle ta mezara kadar eşlerin
birlikteliklerinin sürebileceği bir kurumdur .Evliliğe bu nazarla
bakılarak gerekli girişimler başlatılır. Oğlan evi, kız evlerini ziyaret
ederek uygun bir aday arar. Bu olaya "dünür gezme", gidenlere de görücü
denir. Bazen de kız arama olayı bahar aylarına rastlar. Aileler mesire
yerlerine topluca giderek uygun aday arayışını sürdürürler. Kız arama
olayı hamamda da olabilmektedir. Bazen de mahalle mahalle dolaşan
bohçacı sıfatıyla satış yapan bayan tellallar devreye girer. Genellikle
bu sıfatı taşıyan bayana, ziyaret ettiği evlerde edindiği bilgilere
istinaden oğlan tarafı uygun gördüğü nitelikleri sıralayarak adaylardan
bahsetmesini ister. Aracı olarak da kullanılan bu tellalların bir
zamanlar yöremizde çok önemli bir işlevi olduğu günümüze kadar
anlatılır. Her durumda beğenilen ve oğullarına alınması kararlaştırılan
kızın ailesinden istenmesine gidilmeden önce, kız tarafının evliliğe
sıcak bakıp bakmadığı durumunu öğrenmek üzere hatırı sayılır, her iki
aileyi tanıyan orta yaşta bir kadın kız evine gönderilir. Bu kadın uygun
bir zemin hazırlayarak kızın sözlü olup olmadığını öğrenir. Oğlan
tarafının isteğini iletip, üç gün sonra gelmek üzere kız evinden
ayrılır."Her şeyde bir hayır vardır. Kısmetse olur. İyi düşünün Her iki
taraf mutlu olacaksa inşallah olur, mutlu olmayacaksa Allah esirgesin
dilekleri sıralanır...
Kız tarafı oğlanda genellikle şu sorulara cevap arar: Denk bir aileye
mensup mudur? Geliri normal bir hayat tarzı için yeterli midir? Kumar ve
içkiye düşkün müdür? Aşırı kıskanç, müsrif midir? Kaynana olacak annesi,
görümce olacak kız kardeşlerinin durumları nasıldır?
Bu arada oğlan tarafı gelecek haberi canla başla bekler. Kız evine aracı
kadın bir daha gönderilerek (üç gün sonra) haber alınır. Haber olumlu
ise oğlanın babası hatırı sayılır birkaç dost ve iki garantör aile ile
kız evine gider. Kız ailesi gelenlere ikramlarını sunarken bu arada
kızlarını da konuklara göstermiş olur. Kızdan birkaç kez su istenir, bu
sayede oğlan kızı daha yakından görür. Eğer oğlan, kızı beğenirse
işaretleşmeler başlar. Ve devreye garantör aileler girer.
Kız tarafı oğlanı soruşturmak için 15 gün mühlet ister. Kız tarafı evet
cevabını verecekse defter yazılır. Bu defter 15 gün sonra gelen aracı
kadına verilir. Eğer kız tarafı kızlarını vermek istemiyorsa defteri
yüksek tutar. Oğlan tarafı defteri alıp enine boyuna inceler ve
yapabileceklerini bir taslak halinde çıkararak deftere işleyerek geri
gönderir. Yeni bir süreç böylece başlatılmış olur, eğer anlaşılırsa
kızın da rızası alınarak yeni bir sürece girilmiş olur.
Kız evi üzerine düşen görevlerini yerine getirmek için mevsimine göre
şaşalı bir ikram sofrası hazırlar. Muteber olan büyüklerin
söyledikleridir. Oğlan evinde yine hummalı bir çalışma göze çarpar.
Damat adayı süslenmiş kokular sürülmüş bir şekilde anne ve babasının
yanında mahcup oturur. Oğlan tarafı kız evine geldiği zaman resmi tören
başlamış demektir. Akraba olmanın telaşı, heyecanı ile her iki taraf
elinden gelen gayreti gösterir...
Bu tür toplantılar kadınlı-erkekli olur. Genellikle eşler yan yana,
gençler ise yine karışık nizam oturur ve büyüklerini dikkatle izlerler.
Bu tür toplantılarda mümkün olduğunca konuşmamaya özen gösterirler.
Yalnızca sorulan sorulara yanıt verirler.
Anne, baba, görümceler, dayı, teyze, halalar onlarda kendi imkanlarına,
zevklerine göre giyinir, ziynet eşyalarının tamamını takmış olarak
hazırlanırlar. Akşam yemekten sonra oğlan tarafı kız evine gider.
Selamlar edilir, hal hatır sorulur. Misafirlere kahve, çay, pasta, börek
ikram edilir. Ortalık bir dolar bir boşalır. Bir sigara içiminden sonra
sıra meyve ve kuruyemişlere gelir.
Oğlan tarafının en etkili ve yetkilisi bir dakika izin isteyerek söze
şöyle başlar: Efendim sebebi ziyaretimiz, hayırlı bir iş içindir. Bizler
aile olarak sizleri tanıyor ve sizinle bir arada bulunmaktan büyük bir
onur duyuyoruz. Hele hele işin içine birde akrabalık gibi kavram girerse
ki, bu bizim için büyük bir gurur ve onur vesilesi olacaktır. Bu
sebeple; Allah ın emri Peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz.
Çocuklarımız birbirlerini görmüş, beğenmiş bizlerde onların bu arzusu
üzerine size bu teklifi getirdik. Kabul etmeniz halinde bizleri çok
memnun ve bahtiyar edeceksiniz der... ve susar.
Kızın babası veya ailenin reisi bu konuşmaya yanıt olarak: Efendim iyi
hoş söylersiniz. Allah yazmışsa olur. İnşallah der. Oğlan tarafının
reisi, bu kez de; biz sizin aile ile şereflendik, kızınızı öz kızımız
gibi sevdik, bu izdivaca evet deyin de bu işi burada bağlayalım der.
Kız tarafından kısa bir sessizlikten sonra aile reisi, ailesini şöyle
bir gözleri ile tarar, bizi ikna ettiniz, kızımızı verdik gitti. Allah
mesut etsin der demez ortalıkta bir fırtına döner.
İki ailenin bireyleri birbirlerine sarılarak bu başlangıcı kutlarlar.
Artık sözlenmiş olduklarından gelin ve damat yan yana oturmaya hak
kazanmışlardır. Gelin ve damat adayı anne ve babalarının ellerini öpüp
hayır dualarını aldıktan sonra, hazır bulunan tüm aile fertleriyle
tokalaşırlar.
Artık sıra oğlan tarafından getirilen tatlılara gelir. Tatlılar afiyetle
yendikten sonra sohbet gecenin geç saatlerine kadar sürer. Oğlan tarafı
arzularına kavuşmuş olarak kız evinden vedalaşarak ayrılırlar.
Kız isteme faslının ilk etabı böylece sonuçlanmış, artık Nişan
(şerbet)'a doğru yol alınmak üzeredir. İki ailenin mutabık kalacakları
bir tarihte nişan yapmak üzere anlaşırlar.
Nişan öncesinde çarşıya çıkılarak defterde istenilenlerin nişan töreni
için olan bölümü alınır. Ayrıca nişan şekeri (kelle şeker) alınır.
Nişan töreninin tüm mali külfeti erkek tarafına aittir. Sözü kesilen
çift, artık evliliğe ilk adımı atmış sayılırlar. Kız ve erkek tarafı
nişanın tarihi ve yeri konusunda kız tarafının arzusu istikametinde
karara bağlanır. Nişanın kusursuz ve eksiksiz yapılması gerekmektedir.
Kız tarafı bunun için büyük çaba harcamaktadır. Nişanda, kız ve oğlan
tarafının birbirlerine bohça değiş tokuşu vardır. Bohçalarda kız tarafı
oğlan için tam takım elbise hazırlamış, erkek tarafı da aynı şekilde kız
için tam takım elbise yanında nişan için alınan eşyalar siniye
yerleştirilir. En üstte de kelle şeker koyulur. Ayrıca 1 çuval şeker
gönderilir. Bu kelle şeker nişan töreninde ikram edilen şerbetin içine
atılarak şerbet bu şekerle kısmen tatlandırılır. Toplantının orta yerine
yakın bir yerde şerbet servisini yapmak için yer ayarlanır ve dağıtımı
için birkaç kişi görevlendirilir.
Törenin hazırlıkları bitince damat ve gelin için iki sandalye konur ve
buraya oturtulur. Nişan yüzükleri damat ailesinden bir büyük veya her
iki ailede muteber kabul edilen kişi tarafından da her ikisine
takılabilir. Yüzükleri takılan çift öncelikle anne ve babalarının
ellerini öper, gelen misafirlerle tokalaşırlar ve onlara ayrılan yere
oturup beklerler. Nişan törenini yöneten kişi takı takmak isteyenler
buyursun diyerek çağırır. Bu kişi takıyı takanın da adını vermek
suretiyle cemaata ilan eder.
Yüzükler takılmış, takılar takılmış, şerbet ikramı başlamıştır. Nişan
töreni genellikle çalgılı olur. Çalgılar çalınır, herkes oyuna kalkar,
kadınlı erkekli herkes bildiği kadar oynar. Tören sonunda oğlan evinden
birkaç kişinin yardımı ile her taraf temizlenir.
İçine gül esansı katılmış pembe renkli mis gibi şerbetler içilip de
,yüzüklerin takılmasıyla noktalanmış nişan töreninden sonra düğün
hazırlıkları için gelin ve damat evleri arasında bir gidiş geliş köprüsü
kurulur eksikler bir bir tamamlanmak üzere heyecanlı koşuşturmalar
başlamıştır.
Bu arada damatın gelin tarafında rahat gidip gelebilmesi için İmam
tarafından dini nikah kıyılır. Düğün tarihi iki ailenin mutabakatı ile
tespit edilir ve faaliyet hızlandırılır. Düğüne bir hafta kala kızın
evinde tüm eşyalar sergilenir. Gelenlere gelinin çeyizi gösterilir. Bu
arada da kız ve oğlan tarafından bir yetkili grup kız evine gelerek bu
seyirin tespitini yapar ve defter denilen belge hazırlanır. Bu ikinci
defter belgesidir. Gereken taahhüt ve ona teslim edilen malların bir
dökümüdür.
Defterin içeriğinde 10 havlu yazılmışsa ve havlunun değeri 500.000 bin
lira ise bu deftere 5.000.000 olarak yazılır. Bu şekilde abartılan ve
şişirilen bu rakamlar evlendirilen kızın ne kadar değerli olduğunun bir
kanıtı gibi gösterilir. Yine de bu defter hazırlanır ve oğlan tarafına
verilir. Bu durum ileride ayrılma olayı düşünülürse karşılamak için bir
tür garanti senedidir.
Düğün haftası Salı günü başlar, Cumartesi sabahı biter. Salı akşamı
küçük kına gecesidir. Erkek evinde yapılır. Damadın yakın akrabaları
kendi aralarında eğlenirler. Bazı ailelerde Salı akşamında yapılan kına
gecesinde gelin adayının saçlarına kına sürülür. Kısa bir süre çalıp
oynadıktan sonra oğlan evinden gelenler giderler. Çarşamba gecesi büyük
kına gecesi damadın evinde yapılır. Mardin'in mahalli sanatçı ve saz
ustaları gayet nefis bir müzik ziyafeti icra ederler.
(I. Sınıf çalgıcılar Mıksi Rezzuk'un evlatları, kemanda Tuma cümbüşte
Cemil ve tel de Zeki vardı.2. sınıf çalgıcılar Cercis Haco takımı idi.
Geniş bir repertuara sahipti.)
Damat evinin avlusunda meşe odunundan büyük bir ateş yakılır. Gençler
çalgıcıların o tahrik edici oynak havaların kıvrak nağmeleri ile
kendilerinden geçercesine hep birlikte şarkı-türkülere eşlik ederek
yoruluncaya kadar oynarlar.
Gecenin ilerleyen saatlerinde ateşin yakıldığı yerin yakınına damat
getirilir. Orta yerde gençlerinde yardımı ile üstündeki giysiler
çıkartılarak damatlık giysileri, maniler, türküler söylenerek,
giydirilir. Büyük bir heyecan ve zılgıtlar arasında damat arkadaşları
tarafından omuzlarda dolaştırılıp şarkılar söylenerek gezdirilir.
O gece, erkek evinin hazırladığı kına, gelinin evine grup halinde altın
hediye ile birlikte götürülür. Götürülen altın gelinin avucuna
yerleştirilip eline kına yakılır, oynanır, türküler söylenir. Bir miktar
kına alınarak geri gelinir. Gelin evinden gelen kınadan bir miktar
damadın eline de konur. Özellikle sol elinin serçe ve yüzük parmaklarına
sürülür. Ertesi gün temizlenir. Gece geç saate kadar devam eden bu
eğlenceden artık herkes yorulmuştur. Herkes evine çekilir.
Perşembe günü gelinin geleceği düğün günüdür. Damat tarafında bir telaş,
gerdeğe gireceği yer tespiti yapılır. Zifaf odasına yer yatağı serilir.
Gelin adayı içinde gelinlik hazırlanır. Geline refakat etmek üzere
deneyimli biri Mardin'in "YENGE" dedikleri hanım, kız evi tarafından
görevlendirilir. Damadın evinde çalgılı bir düğün kurulmuş, sofralar
hazırlanmış, kurbanlar kesilmiş, etler dağıtılmış ve hane halkı için
ayrıca bol miktarda etli yemek ve pilavın yanında bir tatlı da ilave
edilmiştir. Bu tatlı genelde zerde olur. Öğlen kurulan sofra sürekli
çalışır. Gelen oturup karnını doyurduktan sonra sofradan sorumlu olanlar
tarafından servis yenileme çalışmaları başlar ve yeni gelen misafirlere
ikram edilir.
Akşama doğru damat,evin avlusunun orta yerine konan bir sandalyeye
oturtulur. Damat traşı için berber, mümkün olduğu kadar elini ağır
tutarak saz, söz ve damadın damatlık kıyafetinin bohçası ile
oynayanların hem zevklerini tatmin ve hem de bol bahşiş toplamak için bu
numarayı yapar.
Tıraşı biten damat, arkadaşları tarafından tekrar giysileri çıkarılır ve
gerçek damatlık elbiseleri tek tek giydirilir.
Bu arada gelin evinde sabahtan gelin süsleme çalışmaları başlamış,
saçlar kuaför tarafından şekillendirilmiştir. Arkadaşları tarafından
gelinliği giydirilmiş, hava kararmak üzereyken gelin evinde son
dakikalarını yaşamaktadır. Gelini hazırlarken erkek kardeşi varsa
kemerini bağlar ve ona mutluluk dileğinde bulunur. Damat tarafından
gelen düğün alayı içinde damadın yakınlarından iki hanım gelini türküler
ve zılgıtlar içerisinde koluna girerler. Gelinin önünde lüks lambası
yanık vaziyette, en öndedir. Gelinin arkasında gelin alayı damadın evine
doğru yavaş ve aheste adımlarla ilerlemektedirler.
Nihayet damadın evinin önüne gelinmiş düğün alayı kapının dışında
gelinle birlikte beklemekte. Damat evin yüksek bir yerinde gelinin
başına şekerlemeli, bozuk paralı birkaç avuç serper. İçi bozuk para ve
şekerle dolu olan bir testi kaynana tarafından gelinin eline tutturulur
ve yere çarparak kırması istenir. Gelin bütün hışmıyla bu testiyi yere
çarparak kırar. Testi kırma olayı uğur olarak nitelendirilir. Testiden
etrafa saçılan para ve şekerleme için herkes yerlere eğilir, bereket ve
uğur olarak yanında saklar.
Sazlar susmuş, düğün alayı evlerine dönmek üzere tebriklerden sonra
hayır duaları dileyerek dağılmaktadır. Evde yalnız gelin, damat, yenge
üçlüsü kalmıştır. Zifaf odasına gelin ve damat için özel yemek
hazırlanmıştır. Ayrıca üzüm, ceviz içi, badem içi gibi kalorisi yüksek
çerez de bir masanın üzerinde hazır bekletilmektedir.
El, ayak çekildikten sonra damat ve gelin yemeklerini yedikten sonra
abdest alıp namaz kılar ve gerdeğe girerler.
Cuma sabahı, sabahiye günüdür. Gelin kayınbaba ve kayınvalidenin
ellerini öper. Anne baba tarafından geline hediye verilir. Bu hediye
genelde altından oluşur.
Düğünde takı takamamış olanlar sabahiye günü gelerek hediyelerini verip
kendilerini tebrik ederler. Bir gece evvel evlenmiş olan gelin süslenir
ve koltuğa oturtulur. Gelenlerin seyrine amade... Damat evinde yine
sofra açılır. Öğleden sonra başlar, yatsıya kadar devam eder.
Oğlan tarafından çok büyük ve olağanüstü bir durum; zira aileye bir üye
katılmıştır. Herkes sevinçli ve mutlu..
Kız tarafında sessizlik, nüfuslarından bir eksikle yaşamaya devam
edecekler...
Pazar akşamı kız tarafı, damat ailesinin bütün bireylerini yemeğe
çağırır. Damat tarafı da bunu iade için, aynı hafta içinde kızın
ailesini davet eder.
Mardin'de Hıristiyan inanışındaki düğünlerde farklı olarak yapılanlar;
defter ve başlık durumu yoktur. Nişan törenlerinde çörek kırılır, düğün
Perşembe günü başlar Salı sabahı biter. Ayrıca ailesinin evinden alınan
gelin damat evine götürülmeden Kilise'ye götürülerek dini nikah kıyılır.
Mardin'de kız isteme, nişan, düğün böyle yapılır. Mardin'de yakın bir
tarihe kadar düğünler üç gün üç gece sürerdi. Bu süreçte oğlan evinde
yemekler pişer ve her tür ikramda bulunulurdu.
|